İşe Kendinden Başlamalı..

 

.
  “Sen ey riyakar nefsim! Dine hizmet ettim diye gururlanma.
  ‘Allah bu dini günahkar adamla kuvvetlendirecektir’ sırrınca,
  müzekka (aklanmış) olmadığın için, sen kendini recul-i facir bilmelisin. ” .
  Bediüzzaman Said Nursi, Sözler
  Bu sözleri söyleyen milyonlarca gencin imanına vesile olmuş, Risale-i Nur gibi emsalsiz bir eserin müellifi… O bile bunu söylüyorsa, bizim ne haddimize “yaptım! ettim! anlattım! dedim! koştum! yıllarımı verdim! kendimi ıslah ettim! çekip çevirdim!” gibi hezeyanlara düşmek? Riya; şirk-i hâfidir, yani gizli şirktir. Enaniyet asrındayız; fakat Kur’ana hizmet edebilmek için ihlası kazanmaya mecburuz. O yüzden tam ihlası elde etmek için, müzekka olmamak, kendini tezkiye etmemek, nefsinin avukatı olmamak, nefsinin kafasına balyoz vurmak için tevazu kanatları altında ruhu ve kalbi tedavi eden Risale-i Nura sadıkane hizmet etmek, onu okumak, okutmak, kendini daima kusurlu bilmek; onunla meşgul olmak gerektir. Kendi bitmeyen kusurlarımızla meşgul oldukça, başkasının kusuruna vakit bulamayız. Kim başkasının kusurlarıyla uğraşıyorsa, kaç kitap yazarsa yazsın ya CAHİLDİR, veya MAĞLUP; nefsine mağlup, şeytana mağlup, eneye mağlup.. Ya kusurunu görüyor tedavi etmiyor; ya kusurunu görmüyor ki uğraşsın.. “En büyük kusur, kusurunu görememektir.” diyor Üstad. Hiçkimse kusurdan mualla ve müberra olmadığına göre, herkes kendi kusurunu düzeltmeye uğraşmalı; işe kendinden başlamalı, bir murakabe yapmalı, kendini gözden geçirmeli; “Acaba neden muhabbet fedaileri olan saff-ı evvel gibi ıslah-ı nefs edemiyorum? Şu günahımı nasıl durdurabilirim? Şu dilime, şu gözlerime nasıl hakim olabilirim? Bu gidişle ahiretimi mahvediyorum, ya kurtulanlardan olamazsam? Ya Allah bana ‘Seni bu şartlarda yarattım ama sen bana nankörlük ettin… sana verdiğim nimetlerin şükrünü edemedin… dünyada beni razı etmeye uğraşmadın ki senden razı olayım.. haydi atın bunu cehenneme!’ derse ben ne yaparım? derhal beni günahlara iten imanımdaki zayıflığı kuvvetlendirmeli, iman dersleri almalıyım” deyip Risale-i Nur’a iki eli varsa dört elle sarılmalı. “Hem değil mi ki, kendi imanını kurtarabilecekken benim imanım da kurtulsun diye o kadar işkence çeken Üstad bunları ne eziyetlerle benim için yazdı? O halde Üstada ve bu denli fedakar talebelerine vefasız bir nankör olmayacak, okuyacağım, muhtaçlara yetiştireceğim!” demeli, vesselam. İşte, karşımızda büyük bir yangın var alevleri göklere yükselen.  İçinde evladımız, imanımız tutuşmuş yanıyor. Söndürmeye koşmalıyız. Bizi kösteklemek isteyen nefsimize takılıp düşersek, hafizanallah, tutunacak dal bulamayız… . Osman Sungur Yeken

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !